Search
Archives

You are currently browsing the archives for the Başlangıç - Beginner category.

Archive for the ‘Başlangıç - Beginner’ Category

COUNTABLE&UNCOUNTABLE NOUNS (SAYILABİLEN&SAYILAMAYAN İSİMLER)

İngilizce’de isimler sayılabilen(countable) ve sayılamayan (uncountable) olarak ikiye ayrılırlar.

COUNTABLE NOUNS (SAYILABİLEN İSİMLER)

Bir isim önüne a/an ya da the alabiliyorsa sayılabilen isimdir. Bu isimler “how many(kaç tane)” sorusuna yanıt verirler. Bu isimlere örnek olarak; table(masa), desk(sıra), book(kitap) gibi.

How many apples is she buying?(kaç elma satın alıyor?)

Only one (yalnızca bir tane)

! para sayılamayan bir isimdir. Çünkü parayı, bir para, iki para, üç para, diye saymazsınız.

UNCOUNTABLE NOUNS (SAYILAMAYAN İSİMLER)

Bu isimler sayılamadıkları için önlerine a/an alamazlar. Bu isimler “how much(ne kadar)” sorusuna yanıt verirler. Bu isimlere örnek olarak; water(su), time(zaman), furnutire(mobilya) gibi.

There is not much space in this room.

SINGULAR&PLURAL NOUNS (TEKİL&ÇOĞUL İSİMLER)

Singular isimler tekil, plural isimle çoğuldur. Bir ismi çoğul yapmak için sonuna –s getirilir.

* teacher(öğretmen) teachers(öğretmenler)

Sonu “s, ch, sh, x, o” ile biten isimler sonlarına “-s” yerine “-es” alırlar.

* Domato domatoes

* Brush brushes

* Glass glasses

Sonu sessiz+y ile biten isimler –ies alırlar.

* Familiy families

* City cities

IRREGULAR PLURALS (DÜZENSIZ ÇOĞULLAR)

İngilizce’de bazı isimler sonlarına –s almaz yalnızca ezberle öğrenilirler.

* Fish fish

* Person people

* Tooth teeth

POSSESIVE PRONOUNS (IYELİK)

Bir şeyin kime ait olduğunu belirtirler.

* John’s dog is brown. (Jonh’un köpeği kahverengidir.)

Bir isme iyelik eklemek için -‘s kullanırız.

* Abraham’s car is expensive. (Abraham’ın arabası pahalı. )

Ancak bu kullanım canlılar içindir. Cansız varlıklar için “of” kullanılır.

* Library of city (şehrin kütüphanesi)

*

Beauty of kite (uçurtmanın güzelliği)

– Zarflar bizlere genellikle cümlenin fiili hakkında bilgi veren cümle yapıcıklarıdır:

Örnek:

The bus moved slowly. (Otobüs, yavaşça hareket etti.)

– Zarflar bazen de bizlere cümledeki sıfat hakkında bilgi verirler:

Örnek:

It seems absolutely terrible. (Oldukça berbat görünüyor.)

– Bazen de cümledeki bir başka zarfı nitelerler:

Örnek:

He was speaking too slowly. (Çok yavaş konuşuyordu.)
– Bazı zarflar, konuşmacının bir durum hakkındaki görüşünü nitelerler:

Örnek:

Theoretically, he should pay the bill. (Teorik olarak, faturayı ödemelidir. / Teorik bakış açısıyla böyle olmalıdır, ancak farklı bir bakış açısı da var olabilir.)

– Why, where, how, when gibi soru zarfları, cümle başına gelerek soru cümlesi oluşturmaya yararlar:

Örnek:

Why did you bring my shoes? (Neden ayakkabılarımı getirmedin?)

How much is that shirt? (Bu gömlek ne kadar?)

Adjectives / Sıfatlar

Bir ismin nasıl olduğunu tarif eden kelimelere “ADJECTIVE” (sıfat) diyoruz ingilizcede.

Örneğin ;

good : iyi / a good man : iyi bir adam (”a” nin yerine dikkat)
Ahmet is a good man : Ahmet iyi bir adamdır.
Nasıl bir adam ? İyi bir adam. İyi kelimesi “adam” kelimesini (isim) tarif ediyor. Dolayısıyla “good” bir sıfattır.

bad : kötü / a bad memory : kötü bir anı.
I had a bad memory : Kötü bir anım vardı (sahipitim)
Nasıl bir anı ? Kötü bir anı. Kötü kelimesi anı kelimesini (isim) tarif ediyor. Dolayısıyla “bad” bir sıfattır.

pretty : güzel / a pretty woman : güzel bir kadın
ugly : çirkin / an ugly girl : çirkin bir kız
cheap : ucuz / a cheap car : ucuz bir araba
expensive : pahalı / an expensive flat : pahalı bir daire

Adverbs / Zarflar :

Bir eylemin nasıl olduğunu (yapıldığını) tarif eden kelimeler “ADVERB” (Zarf) diyoruz ingilizcede

Örneğin ;

slowly : yavaşça / I walk slowly : Ben yavaş (şekilde) yürürüm.
loudly : sesli (yüksek şekilde) / He talks loudly : O yüksek sesli konuşur.

“Adverb”leri genellikle “adjective” lerden (yani sıfatlardan) sıfatın sonuna “ly” getirmek suretiyle türetiriz.
slow : yavaş / slowly : yavaş şekilde
loud : yüksek (ses) / loudly : yüksek şekilde vs
nice : güzel / nicely : güzel şekilde vs.

Bu arada düzensiz (irregular) diye adlandırdığımız bazı durumlar vardır. Örneğin ;

fast : hızlı / fast : hızlı şekilde. Yani ” He drives fast : O hızlı (şekilde) sürer. ( Nasıl sürer ? Hızlı sürer)
good : iyi / well : iyi şekilde. Yani “He treats me well : O bana iyi (şekilde) muamele eder. (Nasıl .. eder ? İyi .. eder)

İngilizce’de isimler (nouns), countable ve uncountable diye ikiye ayrılır. Yani sayılabilir ve sayılamaz isimler… Sayılabilir isimler singular (tekil) ve plural (çoğul) halde kullanılabilir. Ancak sayılamaz isimler, daima yalın halde tekil olarak kullanılmalıdır.

İngilizce’de sayılabilir isimler, sonuna aldıkları -s ve -es ekleriyle çoğul olurlar.

1) Sonu “o” ile biten isimler (-es) alır: potato – potatoes

2) Sonu “x” ile biten isimler (-es) alır: fox – foxes

3) Sonu “s” ile biten isimler (-es) alır: glass – glasses

4) Sonu “f/fe” ile biten isimler (-ves) alır: wolf – wolves

5) Sonu “y” ile biten isimlerde bir önceki harf de sessiz ise “y” düşer ve (-ies) eki gelir: story – stories, city – cities gibi…

6) Sonu “ch/sh” ile biten isimler (-es) alır: dish -  watches

7) Bunlar dışında kalan diğer isimler (-s) alır: books, kids, pecils gibi…

Ancak -s veya -es eki almayan istisnai durumlar da mevcuttur; bunlardan bazı örnekler:

man (adam) – men (adamlar)

woman (kadın) – women (kadınlar)

person (kişi) – people (insanlar)

tooth (diş) – teeth (dişler)

foot (ayak) – feet (ayaklar)

mouse (fare) – mice (fareler)

fish (balık) – fish (balıklar)

sheep (koyun) – sheep (koyunlar)

ox (öküz) – oxen (öküzler)

goose (kaz) – geese (kazlar)

this (bu) – these (bunlar)

that (şu) – those (şunlar)

PREPOSITIONS (EDATLAR)

Edatlar (Prepositions) İngilizce’de nesnelerden önce gelerek fiil ve özne/nesne arasında bağlantı kurmaya yarayan kelimelerdir. Örneğin Türkçe’deki ismin -de hali (bulunma), -den hali (ayrılma), -i hali, -e hali (yönelme) gibi durumlar İngilizce’de (Prepositions) denilen edatlarla sağlanır. Belli başlı edatlar nelerdir?

ABOUT (hakkında, yaklaşık)

We talked about you. (Senin hakkında konuştuk.)

There are about ten million people living in Istanbul. (Istanbul’da yaşayan yaklaşık on milyon insan var.)

AFTER (-den sonra, ardından)

After you (senden sonra)

After ten o’clock (saat ondan sonra)

AT (-de/da, -e/a)

At two o’clock (saat ikide)

Look at me (bana bak.)

At cinema (sinemada)

BEFORE (-den önce)

Before him (Ondan önce)

Before three o’clock (saat üçten önce)

BETWEEN (arasında)

Between you and him (senin ve onun arasında)

Between February and May (Şubat ve Mayıs arasında)

FROM (-den/dan)

From Istanbul (İstanbul’dan)

IN (-de/da, -in içinde)

In Istanbul (İstanbul’da)

In the house (evde)

INTO (-in içine doğru, -e doğru)

Caome into house (eve gir)

OF (-ın/in)

the front of the house (evin önü)

ON (-in üzerinde)

The cat is on the table. (Kedi masanın üstündedir.)

OVER (üzerinde- dokunma yok)

The plane is over the city. (Uçak şehrin üzerinde.)

TO (-e/a, -e doğru)

To Istanbul (İstanbul’a)

I am going to Istanbul. (Ben İstanbul‘a gidiyorum.)

UNDER (-in altında)

He is under the tree. (O, ağacın altında)

WITH (ile)

Come with me. (Benimle gel)

Go with him. (Onunla git)

WITHOUT (-siz, -sız)

Without you (sensiz)

THE VERB BE
İngilizce’de sözcükleri rasgele bir araya getirerek cümle kurmamız imkansız. Bu nedenle her cümlede özne ve yüklem olmak zorundadır. İngilizce’de temel fiil, “be” (olmak) fiilidir.

“Go, come, study, eat, do” gibi normal fiillerin olmadığı cümlelerde yüklem olarak “be” fiilini kullanmamız gerekmektedir. Ancak “be” fiili, özneye göre şekil almaktadır. Örneğin, “be” fiili geniş zaman ve şimdiki zamanda kullanılıyorsa, I öznesi için “am”, You, We, They özneleri için “are” ve he, she, it özneleri için “is” halini alır. Aşağıdaki tabloda “be” fiilinin çekimi verilmiştir:

I am a teacher
You are a student
He is a boy
She is a girl
It is a dog
We are students
You are friends
They are people

“Be” olmak fiilinin olumsuz hali, “not” alarak belirlenir.

I am not a teacher
You aren’t / are not a student
He isn’t / is not a boy
She isn’t / is not a girl
It isn’t / is not a dog
We aren’t / are not students
You aren’t / are not friends
They aren’t / are not people

İngilizce’de soru sorarken yardımcı fiil “be”, öznenin önüne getirilir.

am I a teacher?
are You a student?
is He a boy?
is She a girl?
is It a dog?
are We students?
are You friends?
are They people?

Be olmak fiilinin olumsuz soru çekimi:

am I not a teacher?
aren’t You a student?
isn’t He a boy?
isn’t She a girl?
isn’t It a dog?
aren’t We students?
aren’t You friends?
aren’t They people?

Yukarda Geniş zaman ve Şimdiki zamanda çekimini verdiğimiz “be” olmak fiilinin Geçmiş zamandaki çekimi de “was/were” şeklindedir:

I was a teacher
You were a student
He was a boy
She was a girl
It was a dog
We were students
You were friends
They were people

Possessive Pronouns
(İyelik Zamirleri)

İyelik zamirleri cümlede “benim kalemim, onun kitabı” gibi kullanımlar yerine kısaca “benimki, onunki” anlamını veren kelimelerdir. Bu zamirlerden sonra asla nesne kullanılmaz.

Pronoun (Zamir) ……. Possessive pronoun (İyelik Zamiri)
I ……. ……. ……. ……. mine
Your ……. ……. ……. ……. yours
He ……. ……. ……. ……. his
She ……. ……. ……. ……. hers
We ……. ……. ……. ……. ours
They ……. ……. ……. ……. theirs

This is our house. It’s ours. (Bu bizim evimiz. O bizimki.)
This is their class. It’s theirs. (Bu onların sınıfı. O onlarınki. )
Whose is this book? It’s mine. (It’s my book.) (Bu kimin kitabı? Benimki. O benim kitabım.)
Whose jacket is that? It’s hers. (It’s her jacket.) (O ceket kimin? Onunki. O onun ceketi.)

SUBJECT PRONOUNS (ÖZNE ZAMİRLERİ)

Kişi zamirleri, insan ve varlık isimlerinin yerine kullanılan kelimelerdir.

Tekil Şahış:
1st Person: I -ay- : Ben
2nd Person: You -yu- : Sen
3rd Person: He -hi- : O (Erkek)
3rd Person: She -şi- : O (Kadın)
3rd Person: It -it- : O (Hayvan, Eşya)

Çoğul Şahış:
1st Person: We -wi- : Biz
2nd Person: You -yu- : Siz
3rd Person: They -dey- : Onlar

İngilizce’de özne zamirleri fiilden önce kullanılır.

I sang a song.
You have to change your mind.
He wants to buy a new car.
She will marry a dentist.
It is raining. (”It” kişi zamiri İngilizce’de havanın, hayvanların veya cansız varlıkların yerine kullanılır.)
We are listening to the radio.
You were having rest on the sofa.
They must obey the rules.

Yalnızca soru cümlelerinde yardımcı fiil, kişi zamirinden yani özneden önce gelir.

Can I help you?
Have we got enough water?
Does she likes jazz music?

OBJECT PRONOUNS (NESNE ZAMİRLERİ)

Nesne zamirleri, cümle içerisinde fiil (verb) ve edatlardan (prepositions) sonra yer alır.

Me -mi- : Bana, Beni
You -yu- : Seni, Sana
Him -him- : Onu, Ona (Erkek)
Her -hör- : Onu, Ona (Kadın)
It -it- : Onu, Ona (Hayvan, Eşya)
Us -as- : Bizi, Bize
You -yu- : Sizi, Size
Them -dem- : Onları, Onlara

Yukarıdaki tabloda görüleceği gibi bazı özne ve nesne zamirleri aynıdır. Cümle içerisinde kullanıldıkları yere göre; hangisinin özne zamiri, hangisinin nesne zamiri olduğunu belirleyebiliriz. Fiilden önce geliyorsa özne zamiri, fiilden sonra geliyorsa nesne zamiridir.

Brad loves me.
He will give you some money.
I told him that he was perfect.
They belive in her.
I left it on the table.
They invited us to their wedding ceremony.
We hate you.
You’re going to travel with them in the same bus.

POSSESIVE ADJECTIVE (İYELİK SIFATLARI)

İyelik sıfatları bir isimle birlikte kullanılır, ismin önüne gelerek kime ait olduklarını gösterir.

My -may- : Benim
Your -yur- : Senin
His -hiz- : Onun (Erkek)
Her -hör- : Onun (Kadın)
Its -its- : Onun (Hayvan, Eşya)
Our -avr- : Bizim
Your -yur- : Sizin
Their -deir- : Onların

My book (Benim kitabım)
Your sister (Senin kız kardeşin)
Her notebook (Onun defteri)
His car (Onun arabası)
Our school (Bizim okulumuz)
Their house (Onların evi)

POSSESIVE PRONOUNS (İyelik Zamirleri)

İyelik zamirleri tek başına bir isim (noun) yerine kullanılabilirler. İyelik zamirleri tek başlarına hem iyelik sıfatının hem de ismin yerini tutarlar.

Mine -mayn- : Benimki
Yours -yorz- : Seninki
His -hiz- : Onunki (Erkekler için)
Hers -hörz- : Onunki (Kadınlar için)
*”Its” iyelik sıfatının iyelik zamiri olarak karşılığı yoktur.
Ours -avrz- : Bizimki
Yours -yorz- : Sizinki
Theirs -deirz- : Onlarınki

This book is mine
That is your book
This book is yours
This is his book
This book is his
This is her book
This book is hers
These are our books
These books are ours
These are your books
These are yours

REFLEXIVE PRONOUNS (DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER)

Öznenin yaptığı iş ve eylemden yine kendisinin etkilendiğini, yaptığı iş ve eylemin kendisine yönelik olduğunu belirtir.

Tekil Şahış:
Myself -mayself- : Ben Kendim(i) (Ben Kendi Kendime)
Yourself -yorself- : Sen Kendin(i) (Sen Kendi Kendine)
Himself -himself- : O Kendi(ni) (O Kendi Kendine) (Erkekler İçin)
Herself -hörself- : O Kendi(ni) (O Kendi Kendine) (Kadınlar İçin)
Itself -itself- : O Kendi(ni) (O Kendi Kendine) (Hayvanlar, Eşyalar İçin)

Çoğul Şahış:
Ourselves -avrselvz- : Biz Kendimiz(i) (Biz Kendi Kendimize)
Yourselves -yorselvz- : Siz Kendiniz(i) (Siz Kendi Kendinize)
Themselves -temselvz- : Onlar Kendilerin(i) (Onlar Kendi Kendilerine)

She fell off her bicycle and hurt herself. (Bisikletinden düştü ve kendini incitti.)
I sometimes talk to myself. (Bazen kendimle konuşurum.)
He saw himself in the mirror. (Kendisini aynada gördü.)
They paid for themselves. (Kendi hesaplarını ödediler.)

“by” ile kullanıldığında tek başına yardım almadan anlamına gelir.
I always do my homework by myself. (Ödevimi daima kendi kendime yaparım)

Reflexive pronoun üç temel durumda kullanılır.

* When the subject and object are the same (Cümlede özne ile nesnenin aynı kişi ya da aynı şey olduğunu bildirirler. )

I hurt myself.(Kendimi incittim) (kendi kendimi)
The band call themselves “Dire Straits”. (Grup kendine “Dire Straits” diyor.
He shot himself. (Kendini vurdu) (kendi kendini)

* As the object of a preposition, referring to the subject (Özneyi gösteren bir edatın nesnesi olarak)

I bought a present for myself.
She did it by herself (=alone). Kendi kendine yaptı. (=tek başına)
That man is talking to himself.

* When you want to emphasize the subject or object (Özneyi veya nesneyi vurgulamak istediğiniz durumlarda)

I’ll do it myself. (No-one else will help me.) (Onu kendim yapacağım) (Kimse bana yardım etmeyecek)
They ate all the food themselves. (No-one else had any.) (Bütün yemekleri kendileri yediler) (Başka hiç kimse yemedi)
The teacher herself said that she liked me. (Öğretmen beni sevdiğini bizzat kendisi söyledi)

Hatırlatma

Aşağıdaki Türkçe cümleye bakın.

Beni bıçakla kestim.

Bu cümle yanlıştır, çünkü bu cümlede “beni” yerine “kendimi” kelimesi kullanılmalıdır. Şimdi aşağıdaki İngilizce cümleye bakın.

I cut me with a knife.

Bu cümle de yanlıştır. “Me” beni ve bana anlamlarına geldiğinden burada kullanılması gereken reflexive pronoun “myself” olmalıdır.

I cut myself with a knife. (Kendimi bıçakla kestim.)

A ve AN

Her ikisi de “bir, herhangi bir” anlamına gelir ve sayılabilen isimlerin önünde kullanılır. Bir nesneden ilk defa bahsettiğinizde veya bu nesneden tek bir tane olduğunda 1 (one) yerine bahsettiğiniz nesnenin önünde kullanılır. Kullanırken dikkat edeceğimiz kurallar:

1) “a” veya “an” kullanmak için bahsettiğiniz şeyin sayılabilir olması gerekir. Örnek: a book (bir kitap), a pencil (bir kalem) vs. Sayamadığımız bir şeye “bir” diyemeyeceğimiz için “a” ve “an” de kullanamayız. Örnek: a water (bir su), a flour (bir un), a salt (bir tuz) gibi… isimlerin önünde “a” “an” kullanamayız. Ayrıca Türkçe düşündüğünüzde sayılabilir gibi sandığınız ama aslında sayılamayan isimler de vardır. Örneğin bread (ekmek); sayılamaz bir isimdir ve o nedenle önüne “a” getiremeyiz.

2) A ve An kullanırken ismin ilk harfinin okunuşuna göre seçim yaparız. Bir ismin ilk harfinin okunuşu sessiz bir harfle (b, c, d… gibi) başlıyorsa a kullanılır. Örnek: a book (bir kitap), a table (bir masa), a teacher (bir öğretmen) a notebook (bir defter), a city (bir şehir) vs. “A” kullanırız çünkü örneğin “book” kelimesini okurken ağzımızdan ilk çıkan harf “b”dir. “Teacher” derken ilk çıkan harf “t”dir. Yani sessiz harflerdir.

3) İlk harfin okunuşu sesli bir harfle (a, e, i…gibi) başlıyorsa an kullanılır. Örnek: an apple (bir elma), an umbrella (bir şemsiye), an elephant (bir fil) vs. Burda da “an” kullanırız çünkü örneğin “apple” ı okurken ağzımızdan çıkan ilk harf “e”dir. “Umbrella” yı okurken ağzımızdan çıkan ilk harf “a”dır.

4) Yalnız “hour” gibi baştaki “h” harfinin okunmadığı durumlara dikkat edilmeli. Kelimeyi söylerken “h” harfi okunmadığı için önüne an getirilir. An hour (bir saat)

5) “University” de söylenirken ilk olarak “y” sesi çıktığı için görünüşte sesli bir harfle başlar ama okurken sessiz bir harfle (y) başlar. O nedenle “university” nin de önüne a getirilir. A university (bir üniversite) olur.

THE

“The” tek başına hiçbir anlamı olmayan Türkçe karşılığı bulunmayan ancak İngilizce’ de karşımıza çok sık çıkan bir kelimedir. Bu nedenle kullanımını anlamak biraz sıkıntılı olabiliyor. Daha önce “a” ve “an” için “herhangi bir” anlamına gelir demiştik. “The” ise önüne geldiği ismi “belli” yapar. Yani bir isimden ilk defa bahsediliyorsa veya herhangi bir taneyse önüne “a” “an” gelir; eğer daha önce bahsedilmiş, belli, ortamdaki herkes tarafından bilinen bir isim ise önüne “the” gelir. Yani “the” önüne getirildiği ismin belli bir şey olduğunu gösterir.

ÖRNEK: Herhangi bir elmadan bahsediyorsam an apple, belli bir elmadan bahsediyorsam the apple olur. A book herhangi bir kitap, the book belli bir kitap (yani herkesin gördüğü, bildiği, tanıdığı, rengi, şekli, sahibi vs. özelliklerini bildiği kitaptır.

Lütfen derse başlamadan önce şu nesnelerin okunuşlarına sözlükten bakınız.

book  : kitap
notebook: defter
pencil: kurşunkalem
pen   : dolma ya da tükenmez kalem
eraser: silgi
table : masa
desk  : sıra
seat  : koltuk
chair : sandalye
tree  : ağaç
flower: çiçek
knife : bıçak (okunuşa özel dikkat edin)
television : televizyon
radio : radyo

Türkçedeki işaret zamirleri olan bu, şu, o İngilizcede de vardır.

this (dis) bu
that (det) şu
it (it) o

anlamına gelir.

Şimdi kısa bir ara verip basit cümle yapısını öğrenelim.

Basit Cümle Yapısı ile İlgili Kısa Bilgiler

Bugüne kadar hep kalıpları kullanarak İngizceyi öğrendik ama bundan sonra yapıları kullanarak cümle kuracağız.

Orta seviyeye geçildiğinde zamanlar konusunda bunu detaylı olarak işleyeceğiz şimdilik kısa bir bilgi verelim.

İngilizce de basit bir cümle

Subject(Özne) + to be(am/is/are)+ Object (nesne)

Örneğin;

Bu bir kitaptır= This is a book,  şeklinde

oluşmaktadır. Tabii ki bu bir isim cümlesidir. Fiil Cümlelerini şimdilik kullanmayacağız.

yardımcı fiilimiz “am/is/are “to be” fiilinin açılımıdır. “is” i tekil nesneler için kullanacağız.

Yardımcı fiil başa geldiğinde cümle soruya dönüşür.

Yardımcı fiil + özne + nesne

Örneğin;

Bu bir kitap mıdır? Is this a book?

Tabii soru sormanın bir yolu daha var oda Wh… soruları.

Bunlar What (ne), where (neresi), who(kim)… dır.

Wh... + Yardımcı fiil + özne

O nedir?
What is it?

Bu kısa bilgiden sonra ‘this’, ‘that’ ve ‘it’ hakkında daha fazla alıştırma yapabiliriz.

This, That, It

Yakındaki şeyler için ‘this’, biraz uzaktakiler için ‘that’, en uzaktakiler için ‘it’ kullanırız.
- What is this?

 /-/|
/_/ | - This is a book
| |/|
|^| |
|_|/

- What is that?

                          i______i
                          I______I
That is a chair!          I      I
                          I______I
                         /      /I
                        (______( I
                        I I    I I
                        I      I

- What is that?

                                                        /~~   ~~   \
                                                  /--   ~~  --    --   ~~\
 - That is a tree .                                     {               }
                                                       \  _-     -_  /
                                                         ~  \\ //  ~
                                                      _- -   | | _- _
                                                        _ -  | |   -_
                                                            // \\

Copyright © 2010 Ingilizce-Ogren.Com. Search Engine Optimization by Star Nine. Distributed by Wordpress Themes